Vagina Kanseri

jinekolojik kanser


VAGİNA KANSERİ

TANIM

Vaginanın kanserleri primer ve sekonder olmak üzere iki kategoride değerlendirilir.
Primer olanlar vagenin kendisinden kaynaklanır , sekonder kanserleri ise metastaz yolu ile başka organlardan kaynaklanan kanserlerdir.
Sekonder vagen kanserleri primer vagen kanserlerine oranla iki kat daha sıklıkta görülürler.

Sekonder vagina kanserleri sıklıkla rahim ağzı ve vulva kanserlerinin metastazı şeklinde görülüler.

HASTALIĞIN GÖRÜLME SIKLIĞI

Primer vagina kanserleri kadın genital sistem kanserlerinin en nadir görülen tümörlerinden birisidir.
Primer vagina kanserleri tüm jinekolojik kanserlerin % 1 ile 2 ‘ si kadarını oluşturur.
Primer vagina kanserlerinin ortalama görülme yaşı 60 olmakla birlikte , 35 ile 70 yaş aralığında görülebilmektedirler.
Hastaların % 75 ‘ i 50 yaş ve üzerindedir.

RİSK FAKTÖRLERİ

Kronik olarak vageni tahriş eden etmenler , vagen duvarının sarkması , sifiliz ,genital bölgenin ışınlanması gibi faktörler vagen kanserinde risk faktörü olarak suçlanmışlarsada hiçbirinin net olarak vagina kanserine yol açtığı ispatlanamamıştır.

KLİNİK BULGU VE BELİRTİLER

Vagina kanserinin en sık görülen belirtisi akıntıdır , özellikle kanlı vaginal akıntı başlıca yakınmadır. Özellikle bu vaginal kanama düzenzsiz ve postmenopozal karakterdedir. Özellikle idrar yollarına yayılım yolu ile bu sisteme ait belirtilerde hastalığa zamanla eşlik edebilir. Vagina kanserli olguların % 5 ‘ inde kronik pelvik ağrı şikayeti tanı anında mevcuttur.

TANISAL YAKLAŞIM

Vagina kanserinin tanısı oldukça zordur.
Hastalık erken evrelerde herhangi bir şikayete yolaçmaksızın varolabilir.
Eğer bir hastada anormal pap-smear testi pozitifliği var ve vulva ile rahimağzında kanser tespit edilemiyorsa vagina kanserinden şüphe edilmelidir.
Kolposkopi adı verilen bir alet yardımıyla vagina duvarından biyopsi alınarak tanıya gidilebilir.

TEDAVİ

Vagina kanserinde de tedavinin esasını belirleyen tanı anındaki hastalığın evresidir.
Kanserin vaginada sınırlı olduğu olgularda bölgesel olarak tümörlü doku çıkarılması en sık uygulanan tedavi şeklidir.

Ayrıca ek olarak 5-FU kemoterapötik kremlerde lokal olarak uygulanmalıdır.
Vagina dışına yayılım gösteren tümörlerde cerrahi ve radyoterapi jinekolojik onkologun değerlendirmesi ile hastanın cinsel yaşamını devam ettirme istemine göre seçilebilecek iki ana tedavi seçeneğidir.

Eğer hastanın cinsel yaşam istemi mevcut ise cerrahi seçkin tedavi seçeneği olarak ön plana çıkar.
Evre I vagina kanserleri üst duvardan kaynaklanıyorsa rahim , vagina ve iki taraflı kasık lenf nodları çıkarılarak , hastaya deri greftleri ile yeni bir vagina yapılabilir.

Eğer erken evre vagina kanseri alt duvardan kaynaklanıyorsa radikal vulvektomi , bilateral kasık lenf nodları ve vagina çıkarılabilir.

İleri evre vagina kanserleri barsaklarla ve mesane ile ilişkili hale gelirler bu evredeki hastalara uygulanacak pelvik ekzentrasyon adı verilen agresif bir cerrahi operasyon uygulanır ve hastanın cinsel fonksiyonlarını devam ettirme istemi mevcut ise bacak kaslarından greft çevrilmesi yoluya yeni bir vagina yapılması oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.

Radyoterapi her evredeki vagina kanserlerinde uygulanmakla birlikte barsak ve mesaneye ait komplikasyonlar oldukça sık görülürler.
Kemoterapinin ise vagina kanserinde tedavi edici etkisi oldukça kısıtlıdır.

HASTALIĞIN SEYRİ

5 yıllık sağkalım oranı % 42 dir. Evre ilerledikçe sağkalım oranlarıda azalmaktadır.
Evre I vagina kanserinde 5 yıllık sağkalım oranları cerrahi ile % 84 , yalnız radyoterapi ile % 56 , cerrahi ve radyoterapi kombinasyonu ile % 75 ‘tir.

NÜKS

Ortalama tekrarlama olasılığı vagina kanserinin % 50’ dir , sıklıkla ilk yılda hastalık nüksetmektedir.
Nüks halinde yukarıda da bahsi geçen pelvik ekzentrasyon adı verilen oldukça agresif cerrahi tedavi biçimi vagina kanserinde uygulanan tedavi biçimidir.