Tuba Kanseri

jinekolojik kanser


TUBA KANSERİ (TÜP KANSERİ)

TANIM

Tüp kanserleri başlıca tüplerden kaynaklananlar ve daha sıklıkla görülen çevre organlardan tümöral yayılım olmak üzere iki grupta incelenebilirler.

HASTALIĞIN GÖRÜLME SIKLIĞI

Jinekolojik kanserlerin en nadir görülen tiplerinden birisidir.
Genelde 50-60 yaş aralığında menopoz sonrası dönemin hastalığıdır.
Olguların ancak % 20 ‘si 50 yaşın altındadır.

RİSK FAKTÖRLERİ

Tam olarak belirlenmiş risk faktörleri olmamakla birlikte , kronik tüp iltihapları , tuberkulozun tüpü tutması halinde hastalığın arttığına inanılır.
Kısır ve doğum yapmamışlarda daha sıklıkla rastalanılan bir jinekolojik kanserdir.

KLİNİK BULGU VE BELİRTİLER

Çok hızlı seyreden bir hastalık olduğundan tüp kanserinde erken tanı neredeyse imkansızdır.
Genellikle başka nedenlerle opere edilen vakalarda tesadüfen tanı alırlar. % 20 hastada herhangi bir belirtisi yoktur.

En sık % 50 hastada anormal vaginal kanama şikayeti mevcuttur.
Yapışık kıvamda vaginal akıntıda sıklıkla bu tip hastalarda varolan bir yakınmadır.
Ağrı , akıntı ve kitle hastalığın tanısal üçlüsüdür.

TANISAL YAKLAŞIM

Klinik şüphe tanıda en önemli yaklaşımdır.
Ardından görüntüleme yöntemleri ve tümör markırları ile hastalığın tanısı hakkında fikir sahibi olunabilir.

TEDAVİ

Tüp kanserinde , tıpkı over kanserinde olduğu gibi evreleme cerrahisi yapılarak hastalığın yayılım derecesi hakkında fikir sahibi olunur.
Kitle küçültücü cerrahi yapılarak hasta daha sonra yayılım derecesine göre kemoterapiye verilebilir.
Tüplere sınırlı hastalıkta kemoterapi verilmeyebilir.Fakat tüp kanserinin ana tedavi şeması cerrahi+kemoterapi şeklindedir..

Çok daha ileri evrelerde ise radyoterapi de fazla etkili olmamakla birlikte denenen tedavi rejimlerinden birisi olarak karşımıza çıkar.
Tedavinin mutlaka jinekolog onkologlarca yapılması gereklidir.

GESTASYONEL TROFOBLASTİK HASTALIK

TANIM

Plasentadan kaynaklanan ve tümör belirteci olarak beta HCG ‘nin kullanıldığı , bir grup hastalığın genel adıdır.

-Mol Hidatiform
-İnvaziv Mol
-Koryokarsinom 
-Plasental yerleşimli trofoblastik tümör

Genelde Mol hidatiformu takiben gelişmesine rağmen , terapötik ya da spontan abortus veya ektopik veya term gebeliği takibende gelişebilir.

HASTALIĞIN GÖRÜLME SIKLIĞI

Toplumda her bin gebelikte bir oranında Mol Hidatiforma raslanır.
Hastalığın oluşum riski gebe yaşı ilerledikçe artmaktadır. 25-29 yaş aralığında görülme riski , 55 yaşta görülme riski ile karşılaştırıldığında , 55 yaşında görülme riski 411 kat fazladır.

TANISAL YAKLAŞIM

Başlıca bulgular anormal vaginal kanama , uterin büyüklük , hipertiroidi bulguları , gebelik toksemisi ve 5 cm ‘den büyük yumurtalık kistleri mevcuttur.
Yüksek beta HCG düzeyleri ve USG bulguları ile tanıya gidilir.
Ancak plasental yerleşimli trofoblastik hastalıkta HPL adı verilen hormon yüksektir.

Ayrıca Mol Gebeliklerde gebeliğe bağlı bulantı kusma epizodları daha erken ve şiddetli görülür.
Mol gebelikte genelde molar gebelik boşaltılması yolu ile tedavi yolu seçilir.

Ancak cerrahi öncesi , beta HCG , tam kan sayımı ve akciğer filmi mutlaka istenmelidir.
Eğer çocuk istemi yoksa , rahimin çıkarılması bir diğer tedavi seçeneğidir.
Ancak tedavi sonrası molar gebelikte , sebat eden beta HCG yüksekliği , uterustan ya da metastatik şüpheli bölgelerden kanama , histolojik olarak koryokarsinom tanısı kemoterapi gerektiren durumlardır.

Boşaltım sonrası ilk 3 ay 2 haftada bir ondan sonraki süreçte 1 seneye tamamlamak kaydı ile aylık beta HCG tayini ile izlem uygundur.
Ender olarak görülen plasental yerleşimli trofoblastik hastalıkta ise , nadir malign davranışa rastlanır ve de rahimin çıkartılması ile basitçe tedavi edilir ancak bu tümörlerde diğer gestasyonel tümörlerde olduğu gibi beta HCG değil HpL adı verilen hormon yükselir.

Plasental yerleşimli tümörlerde kemoterapinin faydası gösterilememiştir.